|
SON DAKİKA
Türk Dış Politikasının Geleceğine Yönelik Kehanetler...
Yalçın Köksal Demir yalcinkoksaldemir@hotmail.com
Tarih sayfalarında bir kaç satırdan fazla bahsi geçecek günler yaşıyoruz...
"İsrail bizim dostumuz mu?" Çok sevdiğim bir hocam 90'lı yılların sonuna doğru bu soruyu sormuştu . Tabi ki o günlerde halk ne derse desin "ulusal çıkar" adına ulvileştirilen politikalara sahiptik. İran, Irak, Suriye hatta Mısır, Libya PKK terör örgütüne sonsuz destek veriyor. Suriye ve Mısır, Yunanistan ile stratejik anlaşmalara imza atıyor... Türkiye'de, "düşmanımın düşmanı dostumdur" anlayışıyla İsrail'le müttfekik ilişkisinde stratejik hamlelere imza atığını söylüyordu ve önemli silah alımlarını bu ülkeden temin ediyordu. Hocamın sorusuna ben; - belki bir kaç yıllığına İsrail dostumuz olabilir ama en az 10-15 yıl sonra kesinlikle düşmanımız olacak demiştim. Cevabımın altındaki temel mantık, Tükiye'nin o günlerdeki gibi Kuzeyini, Güneyini, Doğusunu dikkate almadan sadece Batı odaklı bir politika izlemeye çalışmasının gerçekçi olmadığına inanmamdı. Türkiye düşmanlarını ve dostlarını doğru seçmeliydi... Suriye, Irak, İran, Mısır vb islam ülkeri bizim dostumuz. Yunanistan, Ermenistan ve İsrail'de birbirlerinin dostları olması gerekirdi. beklenen bu olmalıydı. Dış politika da dost düşman algılasında din, dil, ırk, kültür ayrımı yapılması "devletlerin daim düşmanları yoktur çıkarları vardır" algısına ters olsada, halklar açısından bu tür ayrımlar mevcuttur. Eğer çeşitli tarihi, kültürel, dini ve sosyal ortaklıklara sahip ülkeleri demokratik süreçler yönetiyorsa dış politikada da iç kamu oyunun istekeri dikkate alınmak zorunda kalır. Çünkü siz, yurttaş ordularınızı "kardeşleriniz" ile savaştırırken ciddi derecece motivasyon eksikliği ile uğraşmak zorunda kalırsınız. "neden" sorusuna, çoğunluğu ikna edici cevaplar veremezsiniz... Hatırlayanlar bilirler, 90'lı yılların ortasına Türk lider Mısır ve Libya gezisinde ciddi bayrak ve çadır krizi ile karşılanmıştı. Hatta bu kriz süreci neticesinde ülke içerisinde post-mordern darbe sürecinin başlamasında etkili söylemler yöneltilmişti... Bu günlerde Türk Başbakanı Mısır'da, Tunus'da Libya'da çoşkulu kalabalıklara konuşuyor. Türk bayrakları ile süslü meydanlarda o ülkelerin iç politikalarına yönelik mesajlarını bile alkışlar eşliğinde sıralıyor... Neden dersiniz? Çünkü o ülkeleri artık halkları yönetiyor. Türkiye'nin çevresi demokratikleştikçe, hızla demokratikleşen Türkiye ile çevresi artık halklarının; duygularını, düşüncelerini, dostlarını, düşmanlarını dikkate alacak ona göre hareket etmek zorunda kalacaktır. Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|
Follow @sesliturkiyem |