|
SON DAKİKA
Ümit Özdağ: Hrant Dink Davası açıklaması - İZLEÜmit Özdağ: "Dink Davası'nda dışarıdan bir örgüt olup olmadığı araştırılmalı."
“ TV8'de Gkmen Karadağ'ın sunduğu "8.Gün" programında 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ,Eski Bakanlardan Prof. Dr. Hasan Calal Güzel, Gazeteci Yazar Gülay Göktürk ve Eski Bakanlardan Fikri Sağlar; Hrant Dink Davası ve 19 Mayıs gösterilerinin iptal kararını tartıştılar. „
Hasan Celal Güzel; cinayetin milletimizi çok derinden yaraladığını ve sarstığını, sembolik olan “hepimiz Hrant’ız” sloganlarının bazıları tarafından şiddetle eleştirilse de milletimizin mağdurun yanında yer aldığını gösterdiğini ifade etti. Hrant Dink’in Türk dostu olduğunu ve Türkiye’nin menfaatleri için çalıştığını, hükümetin katilleri korumak için gayret ettiğine dair hiçbir delil olmadığını anlattı. Kararın doğru olmadığını ve bu işin örgüt işi olduğunun anlaşıldığını, hakim ve savcının kamuoyu önünde tartışmalarının yanlış olduğunu, sokağa dökülenlerin iktidarı eleştirmelerinin doğru olmadığını söyledi. Olayda örgüt emarelerinin açıkça mevcut olduğunu, Malatya ve Rahip Santoro cinayetlerinin bir zincir olduğunu savundu. Ümit Özdağ; dava sürecinde konuyla ilgilenmediğini söyleyerek, hukukçu olmayanlar tarafından bu konunun tartışılmasını doğru bulmadığını ifade etti. Mahkeme sonucunun İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Reisi dahil kimseyi tatmin etmediğini, bunun cezalarla ilgili olmadığını, bu cinayeti işleyen küçük grubun bir başka büyük grubun parçası olup olmadığı ve suça iştirak edenlerin devlet görevlileri tarafından korunup korunmadığının tartışma konusu olduğunu, hakimin açıklama yapmasının çok doğru olmadığını ama hukuk açısından çok öneli olduğunu anlattı. Hakimin kanıtların “örgüt var” demeye yetmediğini söylediğini, beş yılda hakim heyetinin bu konuda savcı tarafından ikna edilemediğini, hakimlerin şüpheleri varsa bunu sanık yararına kullanmak zorunda olduklarını anlattı. Polisteki bazı yetkililerle ilgili olarak jandarma konusunda hükümet izin verirken polis için izin vermediğini ifade etti. Yargıtay’ın mahkemeyi yetkisiz sayarak kararı bozabileceğini, YÖK Başkanı’na saldırı kararının buna emsal olabileceğini, örgüt olabilmesi için birden fazla kişinin bir araya gelmesi ve bir suçu işlemek için plan yapılmasının örgüt sayılmadığını, örgüt olabilmesi için devamlılık ve emir komuta zinciri olması gerektiğini anlattı. Bu konuda adalet sisteminde sorun olduğunun ortaya çıktığını; katilin, azmettirenin, muhbirin belli olmasına rağmen adalet sisteminin beş yılda gerçekleri ortaya çıkaramadığını ve toplum vicdanını tatmin edecek karar veremediğini anlatarak adalet sisteminde mahkemeleri hızlandıracak bir düzenleme gerektiğini söyledi. Gülay Göktürk; mahkeme kararlarını yargılayan on binlerce kişiden müteşekkil bir jüri varmış gibi bir görüntü olduğu ve hakimin bile kararı hakkında açıklama mecburiyeti hissettiğini ifade etti. Bunun da kararları etkilediğini söyledi. Gerçeğin esas bundan sonra ortaya çıkacağını düşündüğünü, hükümetin birinci derecede sorumlu olduğu yönünde düşünenler olduğunu, mantık yürüterek davayı örtbas etmeye çalışıldığı düşüncesinin yanlış olduğunu, savcının bunun Ergenekon örgütü olduğunu iddia ettiğini, gerçeklerin ortaya çıkması yolunda engellemeler olduğunu anlattı. Çok kollu bir yapılanma olan “Derin Devlet”in her yerde örgütlenmeleri olduğunun bilindiğini ve bu konuda çok az yol alındığı, örgüt varsa yandaşları da olacağını ve bunun araştırılması gerektiğini söyledi. Fikri Sağlar; geriye doğru bakıldığında Hrant dahil herkesin bildiği bir cinayet işlendiğini, beş yıldır bu konuda kamuoyunun belgilenemediğini ifade etti. Aslında suçu işleyenlerin koruyan güçler olduğunu, bunun Mehmet Ali Ağca olayında da yaşandığını, toplum vicdanını bunun rahatsız ettiğini, derin devletin her yerde olduğunu anlattı. Bu konuda kitaplar yazıldığını ama olayın açıklanamadığını söyledi. Ümit Özdağ; dünya tarihinde ilk defa varlığı kanıtlanmamış bir örgütün davasının devam ettiğini, bunu kimsenin inkar edemeyeceğini, terör örgütünün varlığının veya yokluğunun mahkeme sonucunda ortaya çıkağını, mahkeme “yoktur” derse ve Yargıtay bunu onaylarsa ne denileceğini merak ettiğini söyledi. Hasan Celal Güzel’in devletin en alt kademesinden en üst kademesine kadar görev yaptığı halde Ergenekon diye bir örgütten haberdar olmadığını anlattı. Dünyanın en önemli cerrahlarından birinin örgüt lideri olarak yargılanmasının da üzerinde düşünülmesi gerektiğini söyleyerek Hrant davasında savcının örgüt konusunda sadece kanaat belirttiğini ve üç hakimi de örgüt varlığı konusunda ikna edemediğini, Diaspora’nın çılgınlığı karşısında Hrant Dink’in Türkiye yanında yer aldığını, Türkiye için stratejik bir değer olduğunu, aklı selimi temsil ettiğini, bu cinayeti işleyenlerin en çok Türkiye’ye zarar verdiklerini, olayın bu kadar basit olmadığını düşündüğünü, dışarıda olup da kolları Türkiye’de olan bir örgüt olup olmadığının araştırılması gerektiğini anlattı. 19 Mayıs Genelgesi Hasan Celal Güzel; Eski Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler’in görevinden 19 Mayıs yüzünden alındığını söyleyerek 19 Mayıs gösterilerinin 1938’den beri hep problem olduğunu tarihten örneklerle anlattı. 19 Mayıs törenlerinin Nazi ve Bolşeviklerden alındığını, Atatürk’le ilgisi olmadığını, Atatürk’ten sonra kutlanmaya başlandığını ifade etti. Atatürk’ün sağlığında tek bir milli bayram olduğunu söyledi. Kararın doğru olduğunu ifade etti. Ümit Özdağ; Türkiye’de iki toplumsal grup olduğunu, bunlardan birinin her Kurban Bayramı’nda bayramı eleştirdiklerini, başkalarının çeşitli vesilelerle bayramlar oluşturduklarını,; kaderde, kıvançta, tasada bir olmanın gereği milletin milletleşmeyi bayramlarda yaşadığını örneklerle anlattı. Kutlamalarda bir yanlışlık varsa siyasetçi veya uzmanların bir araya gelerek düzeltme için karar verilmesi gerektiğini ifade etti. 19 Mayıs’ın emperyalizme karşı savaşın başlangıç tarihi olduğunu, 19 Mayıs olmadan Sakarya’nın, büyük taarruzun düşünülemeyeceğini, bütün dünyaya örnk olan bir milli mücadelenin başlangıç tarihinin bayram oluşunun eleştirilmesinin anlaşır gibi olmadığını anlattı. İktidara güvenmediğini ve iktidarın bu konuda iyi niyetli olmadığını Kılıçdaroğlu ve Bahçeli gibi düşündüğünü ifade etti. Milli Eğitim Bakanı’nın Cumhuriyet’e karşı çok ağır açıklamaları olduğunu, milli eğitimin hedeflerini değiştirmeye çalıştığını, kutlamaların kaldırılması için öne sürülen sebebin geçerli olmadığını, daha önce Atatürk Koşusu’nun iptal edildiğini anlattı. Ortada bir “Yeni Türkiye” projesi olduğunu, bu Türkiye’de Atatürk’e Kızıl Çin’de Mao’ya uygulanan muamelenin uygulanmaya doğru gidildiğini, Atatürk’ün Türk Milleti için çok önemli olduğunu, Türk milletinin Atatürk’e sahip çıkacağını söyledi.
İLGİLİ HABERLER
|
Follow @sesliturkiyem
|