Balyoz planı Tek bir irticacı kalmayacak PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 7
Kötüİyi 
HABER KATEGORiLERi - Gündem
Thursday, 21 January 2010

Taraf'ın haberine göre 12 Eylül'deki Bayrak Harekatı'nın model alındığı "Balyoz Planı"nda benzeri görülmemiş toptan temizlik hedefleniyor. Cuntacılar 200 bin kişiyi Şükrü Saraçoğlu ve iki ayrı statda toplamayı hedefliyor.

Image  

Çetin Doğan cuntası, darbeye direnebilecek 200 bin kişiyi Şükrü Saraçoğlu ve Burhan Felek statları ile Ümraniye Netaş tesislerine doldurmayı planlamış

Padişah Üçüncü Selim’in Nizam-ı Cedid Ordusu için yaptırdığı Selimiye Kışlası, inşa edilmesinden tam iki asır sonra, 2002 kışında yine hareketli günler yaşıyordu. Bu kez “gayrı nizami” bir hareketlilikti söz konusu olan.

Selimiye’yi karargâh olarak kullanan Birinci Ordu’nun Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, 3 Kasım 2002 seçimlerini kazanarak tek başına hükümet kuran AKP’yi “düşman” bellemiş ve yönetimden düşürülmesine karar vermişti. Bu amaçla Aralık 2002’de bir darbe planı hazırlattı ve buna “Balyoz Güvenlik Harekât Planı” adını verdi.

Söz konusu planın, giriş, genel durum ve maksat fasıllarını Taraf dün yayımladı. 20 Ocak 2010 tarihli gazetemizde ayrıca, Balyoz Darbesi’ne zemin hazırlamaya yönelik Çarşaf, Sakal ve Oraj planlarının ana hatlarına da yer verdik.

Bugün, kaldığımız yerden, Balyoz Harekât Planı’nın hikâyesine devam ediyoruz. Planın nasıl hazırlandığını, neleri kapsadığını, nasıl hayata geçirilmesinin hedeflendiğini, darbe sırasında ve sonrasında yapılacak operasyonların ve hedef alınan şahısların dökümünü bu sayfalarda okuyacaksınız.

Tek bir irticacı kalmayacak
Balyoz Harekât Planı’nın altına “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı” sıfatıyla imza atan Çetin Doğan, bu planı, Türkiye çapında sıkıyönetim ilanı sağlandıktan sonra, “AKP hükümetini devirecek bir karar ve eylemler bütünü” olarak tahayyül etmişti. Bu karar ve eylemleri, Kara, Hava, Deniz kuvvetleri ve Jandarma’ya mensup subayların çalışmasıyla hayata geçirmek için binlerce sayfalık plan, emir ve fiş hazırlatmakla kalmadı. Bir de, Selimiye’de “rutin” görünümlü seminer düzenleterek, katılan 29’u general toplam 162 subayla birlikte masa başında darbe provası yaptı.

Şimdi gerek bu seminerde konuşulanlara kulak vererek, gerekse seminerin rehber metni olan Aralık 2002 tarihli Balyoz Harekât Planı’na bakarak, Orgeneral Doğan ve arkadaşlarının nasıl bir darbeye heves ettiklerini anlamaya çalışalım.

Balyoz Planı’nın dünkü gazetede de kısaca aktardığımız “Vazife” bölümünde, gayet net bir darbe görevlendirmesi vardı; kısaca hatırlayalım: “Harekât derhal, AKP hükümetini iktidardan uzaklaştıracak ve mevcut irticai yapılanmayı şiddetle bertaraf ederek, belirlenen kadroları iktidara getirerek laik devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis edecektir.”

Bu ifadelerden sonra, planın “icra” bölümü başlıyor ve en tepede, harekâtın maksadı, “laik demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri, bir daha hortlamamak üzere ebediyen ortadan kaldırarak laik devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek” diye tanımlanıyor.

Devamındaki bölüm, ordu içindeki bir grubun “irticacı” tabir ettiği ve “düşman” saydığı AKP ve yandaşlarına karşı nasıl topyekûn bir imha hareketi planladığını kanıtlıyor. Plandan okuyalım: “Bu maksadın tahakkuku için; Ulu Önder Atatürk’ün ‘Söz konusu olan vatansa gerisi teferruattır’ veciz sözü ile emrettiği üzere; demokrasinin tamamı ile askıya alınması da dahil olmak üzere nihai amaç olan irticai yapılanmanın tek bir ferdi dahi kalmayacak ve bir daha hortlamayacak şekilde ortadan kaldırılıncaya kadar gerekli her türlü tedbir alınacaktır.”

Resmî/gayrıresmî yurtseverler

Planın devamında AKP hükümetine karşı hareketin genel bir tarifi var: “Öncelikle ve acil olarak, AKP yönetiminin tasfiyesi ve işbirlikçilerinin saf dışı bırakılması maksadıyla, harekât alanının şekillendirilmesi de dahil olmak üzere, resmî/gayrıresmî tüm yurtseverler seferber edilecek, başta Silahlı Kuvvetlerin imkân ve kabiliyetleri olmak üzere maddi ve manevi tüm güçler kullanılacak. Özellikle, gözaltına almalar ve yağma talan, gasp ve milli serveti tahrip gibi eylemler sırasında ikazlara uymayanlara karşı, Silahlı Kuvvetlerin gücünü çok kısa sürede hissettirecek sert uygulamalara başvurulacak. İkinci aşamada, belirlenen kadrolar işbaşına getirilecek, bölücü ve irticacı kadroların şiddetle ve derhal bertaraf edilmesi için, gerekirse özel yöntemler devreye sokulacak.”

Yargıç, diplomat, gazeteci Yukarıdaki bölümde yer alan “resmî/gayrıresmî tüm yurtseverler seferber edilecek” ifadesi özellikle önemli. Zira Balyoz Darbe Planı’nın Taraf’ın elde ettiği beş bin sayfayı aşan belgeleri arasında, sadece askerî personele verilen “darbe öncesi ve sonrası görevler” anlatılmıyor.
 
Bu belgeler, “resmî” yurtseverlerin ve düşmanların kimler olduğunu yansıtır şekilde, üst düzey bürokratların “olumlu/olumsuz” ya da “faydalanılıyor” türü ifadelerle fişlendiği listeleri de kapsıyor.

Örneğin, 116 Yargıtay üyesi bu kapsamda tek tek fişlenirken, “Gizli” damgalı “Birinci Sınıf Kamu Görevlileri ve Destek Durumları” başlıklı belgede birçoğu büyükelçi seviyesindeki toplam 112 diplomat, “kullanılabilir; bundan sonra da kullanılmalı, yakın teması var, etkili yerler için değerlendirilecek; meslekte başarısız, desteklenmeli”; ya da “filancanın akrabası, olumsuz; kumar ve alkol problemi var” türü ibarelerle tek tek notlanmış.

Yine bu listelerde, hangi yargıçların tasfiye edileceği, hangilerinin sıkıyönetim mahkemelerinde görevlendirileceği, kimin darbeye yardımcı, kimin engel olacağına işaret eden notlar da yer alıyor.

Aynı şekilde, hemen tutuklanacak Başbakanlık bürokratları ve görevden alınacak ya da yerinde bırakılacak valilerin tam listesi mevcut.

“Gayrıresmî yurtseverler” kapsamında ise, hem gazeteciler hem de sivil halktan, her meslekten şahısla nüfus bilgileriyle birlikte listelenmiş. Darbeye yardımcı olması muhtemel şahıslar “iltisaklı birinci öncelikli sivil kişiler” başlıklı ve bir kontrgerilla örgütlenmesini çağrıştıran kapsamlı bir listede yer alıyor.

Ayrıca “harekât planına kamuoyu desteği sağlanmasında faydalanılacak medya mensupları” başlığını taşıyan 137 kişilik bir liste de var ve bu listeyi bugün yayımlıyoruz. Bir diğer liste ise yine on ikinci sayfamızda bulabileceğiniz 36 gazetecinin adından oluşuyor ki onlar “darbeden sonra ilk tutuklanacaklar” olma ayrıcalığına sahip.

Kilit makamlara asker
Balyoz Harekâtı’nın tam teşekküllü bir darbe planı olarak tasavvur edildiği, planın ve eklerinin askerin yönetime el koyması sonrasındaki görevlendirmelerle ilgili ayrıntılarda da açıkça görülüyor. Bu kapsamda hazırlanan ve yargı dahil sivil bürokraside kimin nereye atanacağını, kimin görevden alınacağını ve kimin tutuklanacağını gösteren listeler Taraf’ta mevcut. Bu listelerin arka planındaki anlayış ise Balyoz Planı’nda şöyle ifadesini bulmuş:
“Devlet otoritesi hâkim kılınıncaya kadar kamu görevlerinin ifâsı için asker ve sivil şahıslar atanacaktır. Bu maksatla; bütün kilit görevleri askerî personel devralacaktır. Anılan kilit personel, Harp Akademileri Komutanlığı, sınıf okulları ve diğer askerî birliklerdeki belirlenmiş general ve subaylardan, yetmediği takdirde emekli general, subay ve astsubaylardan tefrik edilecek, bu personele ait hazırlanmış olan isim listeleri güncellenerek hazır tutulacak.”

1923 zindeliği için temizlik
Planda, sırasıyla “özel operasyon ve sorgulama timleri; özel görevli toplama timleri; sıkıyönetim mahkemelerinde görevlendirilecek personel; darbe harekâtı timleri; gözaltı timleri; hasar tespit timleri; kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilecek personel; özel hastaneler ve ilaç depolarında görevlendirilecek personel; gümrükler, depolar, ambarlarda görevlendirilecek personel; alışveriş merkezleri ve gıda toptancılarında görevlendirilecek personel” olmak üzere on bir ayrı işleve sahip ekiplerin oluşturulması öngörülüyor. Bu ekiplerle ilgili personel listeleri de hazırlanmış ve sürekli güncellenmesi talimatı plana yansımış.

Ekiplerin “gözaltı, sorgu, özel operasyon” benzeri sorumluluklar üstlenmesi boşuna değil, zira plan “toptan bir temizlik” öngörüyor. İlgili iki paragraf aynen şöyle: “Devlet ve kamu erkinde, en üst kademeden en alt kademeye kadar bütün kadroların temizlenmesi ve 1923 zindeliğine ulaşılması esas alınacak.

İrticai, bölücü ve yıkıcı yapılanmanın yurt içindeki tespit edilmiş tüm malvarlığı ve mali kaynaklarına el konulacak, yurtdışı finans kaynaklarının engellenmesi için ilgili ülkeler nezdinde girişimde bulunulacaktır.”

Gömülü mühimmat çıkarılacak
Darbe, dört safhada gerçekleştirilecekti. “Hazırlık, harekat ortamının şekillendirilmesi, icra ve yeniden yapılandırma” olarak sıralanan bu safhalar planda ve harekât emirlerinde detaylandırılıyor.

Darbe belgesindeki “Hazırlık” başlığı altında, darbe hazırlığını kamufle edecek olan seminere şöyle değiniliyor:

“Balyoz Güvenlik Harekat Planı, ‘Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo’ isimli jenerik bir plan şeklinde, “GİZLİ” gizlilik derecesinde ve özel seçilmiş, sınırlı sayıda personelin katılımıyla icra edilecek bir plan seminerinde denenecek ve müzakere edilecek.”

Yine “hazırlık” safhasında, “AKP ve irticai gruplara yönelik istismara açık noktalar mevcut ve oluşturulması düşünülen yasal mevzuat çerçevesinde değerlendirilecek; gerektiğinde istismar noktaları oluşturulması için sızdırılan personelin kullanılması amacıyla alternatif planlar oluşturulacak” denilen plan, harekat ortamının şekillendirilmesi aşamasına yönelik silahlı eylemlerin kaynağı konusunda da ipucu veriyor.

Son birkaç yıldır, Mehmet Âkif’in meşhur mısraını zihinlerde “mühimmat fışkıracak toprağı sıksan mühimmat” şekline dönüştüren bulgulara da ışık tutan bir cümle bu: “Harekât ortamının şekillendirilmesi safhasında kullanılmak üzere idhar noktalarında depolanan mühimmat çıkartılarak planlandığı şekilde dağıtılacak.”

Halka yönelik eylem yapılacak
Balyoz Planı, sıkıyönetim ve darbe ortamının şekillendirilmesi için, “İstanbul ve civarı başta olmak üzere hassasiyet arz eden şehirlerde iltisaklı kişilerin sevk ve idare ettiği halka yönelik eylemler yapılacak” diyor.

Bu talimatın detaylandırıldığı “Çarşaf Eylem Planı” İstanbul Fatih Camii’ne Cuma namazı esnasında saldırılmasını, “Sakal Eylem Planı” ise Beyazıt Camii’ne benzer bir saldırı düzenlenmesini öngörüyor.

Bu iki planın genel hatları ile “Oraj” kod adlı ve dönemin Harp Akademileri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına’nın imzasını taşıyan ve bir Türk askerî jetinin Yunan uçaklarına düşürtülmesini, olmazsa Türk Özel Filo mensuplarında düşürülmesi hedefleyen bir diğer plan Taraf’ta dün yayımlandı ve halen internet sitemizden okunabilir. Planların kapaklarının imajlarını ise bugünkü sayfalarımızda bulacaksınız.

Yine darbeye “ortam hazırlama” amacıyla yapılması öngörülen eylemler arasında, “basın vasıtası ile AKP, tarikat, cemaat ve irtica grupların halk nezdindeki itibarının zedelenmesi” yer alıyor.

Ekonomik darboğaz yaratılacak
Planın devamında şöyle deniyor: “TSK haricindeki dost unsurlar tarafından yapılacak ekonomik operasyonlarla hem ulusal hem de uluslararası ortamda ülke ekonomik darboğaza sürüklenerek, AKP hükümetine karşı büyük çaplı toplumsal gösteriler için zemin hazırlanacak ve koordine edilecek. Sürekli irticai faaliyetler ile ilgili haberler, öğrenci olayları, artan şehit cenazeleri, ekonomik bunalım, faili meçhul eylemlerle sokaklara dökülmüş halk temaları sürekli işlenerek, halkın en güvendiği kurum olan TSK’dan gereğini yapmasını beklediği yönünde kamuoyu yönlendirme çalışmaları yapılacaktır.”

El Kaide’den eş zamanlı eylem
Balyoz Harekâtı’nın “icra” safhasında yapılması öngörülenler arasındaki ilk eylem tarifi aynen şöyle:

“Bölücü Terör Örgütü ve El Kaide’nin büyük şehirlerde özellikle İstanbul’da eş zamanlı büyük eylemleri ve anılan eylemler sonrası icra edilecek, Sivil Toplum Kuruluşu ve üniversiteler ile koordine ederek yönlendireceğimiz çok geniş katılımlı toplumsal gösteriler ve eylemler neticesinde oluşan kaos ve karmaşa nedeniyle öncelikle olağanüstü hal ve sonrasında sıkıyönetim ilan edilecek.”

Bu irkiltici ifade, ordu içinde PKK ve El Kaide’nin eylemlerine sadece “araç” değil “garanti” gözüyle bakan, bu eylemleri kışkırtma ya da örgütleme gücüne sahip olduğunu düşünen bir grubun varlığını ima ediyor.

El Kaide’nin, Balyoz Planı’nın masaya yatırılmasından dokuz ay sonra İstanbul’da tam da plandaki ifadesiyle “eş zamanlı büyük eylemler” gerçekleştirmiş olması, HSBC, Britanya Konsolosluğu ve sinagog saldırılarının hafızalarımızdaki dehşetini büsbütün arttırıyor.

Yurtdışına ve basına engel
Balyoz Darbesi’nin icrasının, plana göre şu adımlarla devam etmesi öngörülmüş:
“Olağanüstü hal ve sonrasında sıkıyönetim ilanını müteakip derhal, AKP hükümeti iktidardan zorla uzaklaştırılacak ve mevcut irticai yapılanma şiddetle bertaraf edilerek, belirlenen kadroların iktidara getirilmesinin yolu açılacak. Teşkil edilecek birimlerle, başta tüm kara deniz ve hava yolu terminalleri olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları, özel hastaneler ve ilaç depoları, gümrükler, depolar, ambarlar ve büyük alışveriş merkezlerinin tamamı kontrol altına alınacak ve özellikle ülkeye yurtdışından giriş çıkışlara ikinci bir emre kadar müsaade edilmeyecek.”

Basın özgürlüğüne karşı alınacak önlemler arasında, bazı gazetelerin basılması da var ve planda, “Hiçbir hak ve özgürlük mutlak ve sınırsız olmadığı gibi, konu laik devletin bekası olunca haber verme ve basın özgürlüğü de sınırsız ve mutlak değildir. Harekâtın icrası ile birlikte her türlü yazılı, sözlü ve görsel basın yayın kuruluşları kontrol altında tutulacak, önceden tespit edilen AKP, yıkıcı, bölücü ve irticai gruplara müzahir tüm basın yayın kuruluşlarının yayınları derhal durdurulacak” deniyor.

Büyük değil olimpik gözaltı
Darbecilerin gözaltına alacağı ve bilahare tutuklayacağı şahıslar için karakol, kışla ve cezaevlerinin kapasitesinin yeterli olmayabileceği de hesaplanmış. Balyoz Planı, dokuzuncu sayfamızda, konuşma notlarından bölümler yayımladığımız seminerde de üzerinde durulduğu gibi, gözaltı sayısının yüzbinlerle ifade edilebileceğini öngörmüş ve bu duruma “olimpik bir çözüm” bulmuş. Planın ilgili bölümleri aynen şöyle:

“İrticai faaliyetlerde yer aldığı tespit edilmiş ve teşkil edilen Özel Görevli Toplama Timleri tarafından planlandığı şekilde gözaltına alınan kişiler topluca bulundurulacakları stadyum (Burhan Felek Spor Salonu, Fenerbahçe stadyumu, Ümraniye NETAŞ Misafirhanesi vb.) büyük yapılara getirilecek ve sorguları buralarda yapılacak, bilahare hapishanelere sevk edilecek. Mevcut ceza ve tutukevlerinin de kapasiteleri ile gözaltına alınacak ve tutuklanacakların sayıları da dikkate alınarak, Sıkıyönetim Komutanlıklarınca kışlalar içerisinde gerekirse ceza ve tutuk evleri açılacak.”

Tutuklama, kapatma, gasp
12 Eylül 1980 darbesindeki Bayrak Harekâtı’nı esas alan Balyoz Planı, yaklaşık çeyrek asır sonrasının Türkiye’sinde gerek piyasa ekonomisinin, gerekse sivil toplumun çok daha gelişmiş olduğunu da hesaba katarak kapsamlı tutuklama, kapatma ve gasp eylemleri öngörüyor. Bu eylemler şöyle sıralanıyor:

“Halkın din duygularını istismar ederek kendi siyasal ve şahsi çıkarları doğrultusunda halkı devlete ve rejime karşı kışkırttığı değerlendirilen tüm dernek, vakıf ve kuruluşlar kapatılarak yönetici kadroları tutuklanacak. Ulusumuzun gasp edilen ekonomik haklarının geri alınabilmesi için; ülke dışına para çıkışının engellenmesi ve spekülatif para hareketlerinin önüne geçilmesi maksadıyla bankacılık işlemleri ikinci bir emre kadar durdurulacak. İlk etapta banka genel müdürlüklerine nitelikli, uzman muvazzaf veya emekli askerî personel atanacak; askerî personele yardımcı olmak üzere önceden tespit edilmiş müzahir, dost ve güvenilir üst düzey kamu görevlileri yerleştirilecek. İrticai, bölücü ve yıkıcı terör örgütlerine mensup kişi, kurum ve kuruluşların menkul, gayrimenkul, ayni ve nakdi malvarlıklarına el konulacak. Faizsiz bankacılık adı altında faaliyet gösteren İslami finans kurumlarının kurulmasına izin veren yasalar iptal edilecek, bu kurumların varlıkları hazineye aktarılacak. Yabancı uyruklu şahıs ve şirketlerin bankalardaki paralarının öncelikle yurt dışına çıkışı engellenecek, aleyhte faaliyet gösteren yabancı uyruklu şahıs ve şirketlerin banka hesaplarına ikinci bir emre kadar el konulacak.”
Buraya düşmemiz gereken önemli bir not da, banka genel müdürlüklerine ve önemli finans kuruluşlarının başına getirilecek muvazzaf ve emekli subayların, Balyoz Planı’nın eklerinde tek tek isimlendirilmiş olması.

Apoletli rejimin resmidir
Balyoz’un Türkiye’nin tepesine inmesinden sonraki safhanın adı ise “Yeniden Yapılandırma.” Darbenin ardından ülkenin nasıl yeniden yapılandırılmasının öngörüldüğüne ilişkin fikir veren hükümet programını ve “milli mutabakat hükümeti” olarak adlandırılan bakanlar kurulu listesini yarın Taraf’ta okuyabilirsiniz.

Bugünlük Balyoz’un “Yeniden Yapılandırma” başlıklı bölümünün ana hatlarını aşağıda aktaralım. Burada öngörülen önlemler, ordu içindeki bir grubun sadece seçmen iradesiyle işbaşına gelmiş siyasetçilere değil, bazı subaylara, Emniyet Teşkilatı’na ve sivilleştirilmiş Milli İstihbarat Teşkilatı’na da güvenmediğinin kanıtı:

“TSK kategorilendirilmiş personelden tamamen arındırılarak, boşalacak kritik kadrolara silah arkadaşlarımızın terfi ve atamaları yapılacak. Emekli olan silah arkadaşlarımızın önceden belirlenen kamu görevlerini devralmaları sağlanacak. İktidardan düşürülecek olan AKP Hükümetinin yerine planlanan hükümet ve bürokratik kadroların görevi devralması sağlanacaktır. DP iktidarından beri devam ettirilen takiyye geleneğine dayalı muhafazakâr iktidarların devlete sızan ve devlet bürokrasisine sinen bütün çağdışı anlayış ve izlerinin silinebilmesi için, ekli programı uygulayacak uzun süreli bir milli mutabakat hükümetinin oluşturulması temin edilecek. İrticai, yıkıcı ve bölücü faaliyetleri desteklediği bilinen veya çeşitli yolsuzluk ve usulsüzlüklere karışmış bütün kamu personeli, hiçbir istisnaya tabi tutulmadan görevden el çektirilerek yerine güvenilir, liyakatli ve çağdaş değerlere bağlılığıyla dikkat çeken sivil veya emekli olmuş askerî personel görevlendirilecek.”

Polis ve MİT askerin emrine Balyoz Planı’nın polis ve MİT için öngördüğü darbe sonrası düzenleme şöyle:

“Milliyetçi - Muhafazakâr Sağ iktidarların Türk Silahlı Kuvvetleri’nin karşısına alternatif silahlı güç olarak tasarlayıp güçlendirdiği polis teşkilatının askere bakışı dikkate alındığında; polisin sevk ve idaresinde ağırlıklı olarak jandarma kullanılacak, bu nedenle il jandarma komutanlıkları karargâhlarından istifade ile ivedilikle ağır silahlardan arındırıldıktan sonra polisin mutlaka kontrol altına alınması sağlanacak. Potansiyel tehdit teşkil eden unsurların belirlenmesi ve bunların ele geçirilmesi veya kontrol altına alınması; eldeki arşivin incelenmesi yanında, kim, nerelerde, hangi evlerde barınıyor bunların planlanması; kritik alanların tespiti ve başlangıçtan itibaren kontrol altına alınması doğru ve gerçekçi istihbarat akışını gerekli kıldığından askerden arındırılan Milli İstihbarat Teşkilatı (M.İ.T.) yeniden yapılandırılarak müzahir personel kilit görevlere getirilerek başına muvazzaf bir general atanacak.”

Arap ve Kürt zararını telafi
Balyoz’un öngördüğü yeniden yapılanmanın son hükmü de, darbe planlayanların “ırkçı” yüzünü tek bir cümlede deşifre etmeye yeterli:

“Cumhuriyetin aşındırılan tüm kazanımları tekrar yerleştirilecek, Türkçe ezan dâhil tüm ulusal değerlerimiz hayata geçirilerek Arap ve Kürt unsurların Türk kültürüne verdikleri zararlar telafi edilecektir.”

İstanbul’un korkunç dönüşü
Orgeneral Çetin Doğan’ın Balyoz Darbe Planı’nın son bölümünde, harekâtın merkezinin Ankara değil, İstanbul olacağı kayda geçiyor. “Emir Komuta” başlıklı bölüm aynen şöyle: “Harekât İstanbul’dan sevk ve idare edilecektir. Sıkıyönetim karargâhları İstanbul Büyükşehir Belediyesi Âfet Koordinasyon Merkezi binası ve anılan binanın imkânlarına sahip diğer kamuya ve/veya sivil sektöre ait binalar kullanılabilecektir. Eylemler ise ilgili bölgelerde kullanılacak Komuta Merkezlerinden sevk ve idare edilecektir.”
Taraf



BU HABERİ BAŞKA SİTELERDE PAYLAŞ Bookmark and Share

Şifremi kaybettim Ücretsiz Üye olunuz

Yorum yazmak için üye olmalısınız
Yorumunuz yukarıdaki konu ile ilgil olmak zorundadır.
İsim : E-posta :
Başlık :
Yorum :
J! Reactions Commenting Software
General Site License
Copyright © 2006 S. A. DeCaro
 

Manset

Memur maaşları ne kadar oldu
Uzlaştırma Kurulu, 2011 yılı için memur maaşlarına yapılması planlanan zam oranlarını açıkladı. Memura yapılacak olan ek ödemeler ve zamlar ile birlikte en düşük memur ve artış miktarı şöyle olacak . ; … ;
Kılıçtaroğlu Türbanı rahibe benzetmesine kızdı
Bazı bilbordlara asılan ve ''türbanı rahibe kıyafetine benzeten'' afişlerle ilgili, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Kesinlikle biz asmadık asanlar belli' diyerek AK Parti'yi işaret etmişti.. ; … ;
Bahçeli, Erdoğan'a ilginç bir soru sordu.
Partisinin Konya'da düzenlenen mitinginde seçmenlerden 'Hayır' oyu isteyen MHP lideri Devlet Bahçeli yine Erdoğan'a yüklendi.. Başbakanı etnik grupları kışkırtmakla suçlayan Bahçeli, Erdoğan'a ilginç bir soru sordu. ; … ;
Kışlalar Doldu Bugün sözleri ve kilip izle
Urfa'da son yüzyılda, ilk akla ses sanatçılarından biri hamza şenses'tir. genç yaşında saçı döküldüğü için "kel hamza" lakabıyla tanınır, plaklarda ise "urfalı hamza şenses" olarak geçmektedir.Sağır Oda da anılarak genç kuşaklara tanıtılmıştır.Nur içinde yatsın... ; … ;
Dövüş Sanatları Oyunları 2010 Çin'in Pekin
2010 Döğüş Sporları Oyunları (2010 SportAccord Combat Games) 28 Ağustos - 4 Eylül tarihleri arasında Çin'in Pekin kentinde yapılıyor. ; … ;
Efsane frikiğin sırrı 13 yıl sonra çözüldü
Roberto Carlos'un 1997'de Fransa Brezilya maçında serbest vuruştan attığı efsanevi golün formülü çözüldü.Paris'te Ecole Polytechnique Enstitüsü'nden fizikçiler, Carlos'un 35 metreden falso verdiği topun korner bayrağına doğru giderken bir muz ; … ;
Kazakistan 0-3 Türkiye maçı Maçın golleri
Kazakistan Türkiye maçı ile milli takımımız 2012 Avrupa Şampiyonası elemelerin mutlu başladı. Kazakistan Türkiye maçı bu gün Türkiye saati ile saat 19:00'da start aldı. İşte Kazakistan Türkiye maçı maç özeti ve golleri ile karşınızdayız.. ; … ;
Kozmik arama yapılırken odayı dinletmiş
Genelkurmay İkinci Başkanı Aslan Güner'in talimatıyla alınan dinleme cihazının kozmik oda aranırken orada bulunduğu ortaya çıktı. ; … ;
Akdan ses kaydını kabul etti VİDEO
Yargıtay üyesi Aktan, Cumhuriyet'e verdiği röportajda 'Hayır için Öcalan'a ihtiyaç var' dediği skandal konuşmayı inkâr etmedi, 'analiz ve günlük sohbet' olarak nitelendirdi. HSYK Başkan Vekili Özbek'in 'kritik yapmışlar' şeklinde yorumladığı konuşma Ankara'yı ayağa kaldırdı. ; … ;
 
Bahçeli, Erdoğan'a ilginç bir soru sordu.
Memur maaşları ne kadar oldu
Kılıçtaroğlu Türbanı rahibe benzetmesine kızdı
Bahçeli, Erdoğan'a ilginç bir soru sordu.
Kışlalar Doldu Bugün sözleri ve kilip izle
Dövüş Sanatları Oyunları 2010 Çin'in Pekin
Efsane frikiğin sırrı 13 yıl sonra çözüldü
Kazakistan 0-3 Türkiye maçı Maçın golleri
Kozmik arama yapılırken odayı dinletmiş
Akdan ses kaydını kabul etti VİDEO