|
Sayfa 1 / 2 1963 yılında Trabzon ili, Arsin ilçesi, Çubuklu Köyünde doğdu. İlköğrenimini köyünde, Ortaöğrenimini Arsin’de tamamladı. 1987 yılında girdiği Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinden 1991 yılında mezun oldu.
1991-1996 yılları arasında Millî Eğitim bünyesinde öğretmen olarak çalıştı. 1996 yılından itibaren Harran Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde Öğretim Görevlisi olarak görevini sürdüren Akçay, Yüksek Lisansını aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında tamamladı
Akademik çalışmaları yanında özel çalışmalarını da sürdüren Hasan Akçay’ın, şiir, öykü, deneme türü eserleri, Türk Edebiyatı, Tutku, Akademik Bakış, Köprü, Dolunay, Uzunsokak, İlkyaz, Güneysu, Karçiçeği, Kardelen, Erguvan, Mina, Gülpınar, Yunus, Şahika, Karadeniz-Sanat gibi dergilerde ve çeşitli şiir antolojilerinde yayınlandı. Yurt genelinde düzenlenen çeşitli yarışmalardan sekiz ödül alan Akçay, Türkiye Yazarlar Birliği ve Karadeniz Yazarlar Birliği üyesidir.
Çocuklar için yazdığı çeşitli öykü ve şiirler çocuk dergilerinde yer aldı. “Çocuklar Ağlamasın” isimli şiiri 1988’de Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan İlköğretim Türkçe ders kitabına alındı.
1997 yılında akademisyen arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları Akademik Bakış isimli eğitim, kültür, sanat dergisinin yazı işleri sorumluluğunu yürüttü.
YAZARIN MAKALELERİ Sonsuza Açılan Kapı-Hasan Akçay
Ay Yaralı Bu Akşam Şair Hasan Akçay Kimdir?
Hasan Akçay kimdir? Tüm şiirleri şairin hayatı kitapları
Hasan Akçay Klip video şiirleri
Video olarak yayınlanan şiirleri
Hasan Akçay Klip video şiirleri
Ay Yaralı Bu Akşam klip video
şiir klip bölümü çok hüzün
Şiir Biraz Çok Hüzün
kızıl sularında yaprakları ömrün kırık ve yorgun sonbahar bakışlarında çiçekleri gülüyordu dallarında daha dün üşüdü saçları sevdânın, savruldu rüzgarlarda derin bir uğultu şimdi bakışın kışlarında.
ağustos güneşiydi, dolunaydı sandım yüzün yüzüm kuşların gülüşünde derin mavilik yokuşlar bakışları yoruyor akşamüstleri velhasıl gidenlerin ardından kalan özeti ömrümüzün: şiir: biraz; çok: hüzün…
Şimdiki Leyla'ya Gazel
Eski çağ aşığının damarında kanmışsın Yarınlara bağlayan yaşatan bir canmışsın
Görmeyip gülen yüzde kalplerin karasını Mutluluğu acıdan sıyırmadan sarmışsın
Yorulurmuş gözlerin ufukları beklerken Yokluğu katık edip ümitlere banmışsın
Gözlerinde ışıklar kararmış yavaş yavaş Hazanda da gülleri açacaktır sanmışsın
Mecnun'u bulmalısın aşkından çöle düşen Şimdi seven mi kaldı, sen boşuna yanmışsın.
Veda Gazeli
Bir alev oldu zaman ansızın cana düştü Can ayrıldı gönülden canan bir yana düştü
Gözlerime perdeler indirirken bulutlar Yağmurlar içimdeki en uzun yola düştü
Kaybolmadan ufuktan, daha gitmeden bile Seninle geçen günler, akşamlar yada düştü
Oturup yıldızları saydım geceler boyu Dünyama ötelerden, senden bir sada düştü
Kalan değil, anladım; gidenmiş terk edilen Baktığım her şafağa kanlı bir yara düştü
Çekerdim yıkılmadan bunca gamı, kederi Ayrılık geldi en son en ince dala düştü
Yılların arkasından dönüp bir baktım geri Tükenen takvimlerden dostlar hep sona düştü
Suskun bakan gözlerden yollar geçti upuzun Titreyen dudaklardan acı bir veda düştü
Yepyeni sevdalara gülerek yürüdüler Bu izbe sokaklarda yalnızlık bana düştü.
Ay Yaralı Bu Akşam
Kırmışlar, yollara dökmüşler seni Yüreğinden bir parça dönüp nereye baksam Türkü söyleyemem sana, ağıt yakamam Geceyi bekleme daha bir efkar basar Ay yaralı bu akşam...
Ellerin uzak uzak uzansam dokunamam Gözlerinse bana yasak bir bahçe Sevdiğim çiçeklere imrenir koparamam İmbatlar ülkesinde bana konuşmak yasak Dilimin ucundasın yüreğimin içinde Ay yaralı bu akşam...
Öyle karşımda durup, öyle bakma yüzüme Ölürüm saçlarına ölürüm dokunamam Anlamıyorsun deme, anlarım anlatamam Gözlerimi göğe astım yağmursuz Ay yaralı bu akşam...
Dokunma denizime açıkta gemiler var Hüzündür adım şimdi sor yeminler söylesin Sus... konuşma, öyle dur ortasında gecemin Gül kırılır içimde ne zaman ufka baksam Ay yaralı bu akşam...
İkimizin dünyası denizaşırı gider Burda sevgiler çağı vurgun yemiş yeminler Gidelim diyeceğim hangi yol, hangi zaman Gözlerime bakıp dur Ay yaralı bu akşam.
Bana Düşer
Öyle bakma yüzüme dağlarıma kar düşer Gönlüme bu kubbeden sonsuz ah u zar düşer
Gül nasıl kanatırsa bakışını akşamın Gülüşünden ruhuma öyle derin har düşer
Vedanın hüznü yoktur öksüz kalmış çocukta Dönüp her bakışında gözlerime nar düşer
Küreksiz bir sandalım dalgalar kucağında Sensiz benim bahtıma baharsız diyar düşer
Tur dağında gecenin karlarını eriten Bir ağaçtan sonuma aşkı görmüş dar düşer.
Bir Özlemdir Hülyalarda Büyür Aşk
-Her an özlenilen için- Denizlerden su içmiş bir yazın akşamında Yüreğime serince yağan yağmurdu aşkın Ben kaybolup giderken bir hülyalı bakışta Gönlümün yakasında bir gül olurdu aşkın Bir masal anlatırdı geceye titrek sesin Sorsam susar yıldızlar bilemezdim nerdesin Ben seni öyle uzak iklimlerden çekerek Yürüdük nice deniz nice çölden geçerek Güllerle bileğlenmiş bıçağı vurdu aşkın İbrahimi bir ateş içre kavurdu aşkın O bir özlemdir artık hülyalarda büyüyen Zamansız zamanlara bakıp ağıt söyleyen Şimdi git desem gitmez gelmez yıllar öncesi Onun da yıldızlardan yoktur başka kimsesi Kardelen bakışıyla zorunu sordu aşkın Bilemedim, bir rüzgara katıp savurdu aşkın Hazanda bir baharın elinden tutmaktır bu Kederi uçurumdan gülerek atmaktır bu Sevgiyi doyasıya yürekte tatmaktır bu Hayata kanat takıp kuşlara katmaktır bu Sanmaki yaraladı yarayı sardı aşkın Sen yokken bile inan her zaman vardı aşkın Bu yol götürmese de vuslata bir gün olsun Razıyım özleminle gözlerime yaş dolsun Sonu olmaz yolların yolcusu seven ise Kaybolsa, kaçsa yine, yeter ki bir gel dese Bilmezsin öylesine dünyamı sardı aşkın Sen vefasız olsan da bana hep yardı aşkın.
Bir Ressama
Bana bir sokak çiz, izbe virane Bu öksüz şehirden öyle bir sokak İçinde bir adam, deli- divane Gelmez sabahlara yürüsün bırak.
Bana bir çiçek çiz, mahzun ve ölgün Rüzgarla dalından gidecek gibi Ufuktan ufuğa savrulduğu gün Yeniden yeşerip açacak gibi
Bana bir kadın çiz, mahzun gözleri Birini beklesin pencerelerde Kurusun gözünde yaş denizleri Ağlasın; 'o giden sevgilim nerde?!'
Ve sonra beni çiz, çizgilerde ben Yüzüme neş'eden gölge düşmesin Çizdiğin o kadın tutup elimden; 'Ben de senin kadar yalnızım!' desin
Bir Sarmaşık Vedalara Sarılmış
-gidip unutanlara- I geldiniz daha dündü sıcak bir eylüldünüz gülüşten baharları muştulayan güldünüz geceye ay sarıldı ve ısındı zemheri karanfillerle geldi her bir günün seheri gönlümün gökyüzüne ağan mavi yıldızlar şimdi gizlenmek için sanki bir bulut arar gök kubbe yıkılmadan artık gidemezsiniz yeriniz neresidir, bunu siz bilmezsiniz
bir kapının ardında bırakıp bir dünyayı her gün yeni hedefe gerildi yürek yayı geçtiği her bakıştan silindi gönül pası gönül yelkenlisinin sevgiydi tek rotası bir damla karışsaydı boz bulanık sulardan sanki bütün maviler silinirdi ufuktan aynalardan öteye bakmadan görmezsiniz ansızın bir dağ göçer, bunu siz bilmezsiniz
bir vedâ şarkısının bestesi yazılıyor zamânın ellerinde notalar kan ağlıyor toprağa elleriyle kenetlenmiş bir çınar tut ki öyle kök salmış o gözler o bakışlar her biriniz cândınız ötesi cânândınız sevinç ve umuttunuz yârdınız yârândınız nice yaralar sardı gülüşünüz sesiniz farkında değildiniz, bunu siz bilmezsiniz
sesiniz rüzgârlara karışıp gidecek mi zaman hâtıralara ihanet edecek mi gelecek mi sulara düşen bir yaprak gibi eylülde takvimlere koşan bir toprak gibi belki haziranları unutacak tüm kuşlar uzakları giyinip dağ aşacak bakışlar bağlanır yollarınız belki hiç gelmezsiniz oysa hep burdasınız, bunu siz bilmezsiniz
II Bir elde hüzün yağmur, birinde umut çiçek Son kuşlar da uçuyor bak geceyi biçerek Yıl olan dakikalar hangi zamanda kaldı Neden uçmakta günler saatleri kim çaldı Bir ağustos boranı geçiyor üstümüzden Ne olur köprüleri yıkmasın önümüzden Karşı kıyılarında kalsak da biz bu nehrin Uzakları dinleyin sessizliğe ses verin Yollar hep aynı yoldur değişenler yolcular Kiminin izi derin kiminin hemen solar Anlamaz ki gidenler geride kalan kadar Vedâ nasıl bir kordur nasıl derinden yakar Sis çöker yavaş yavaş mâzi bir hayâl olur Yüzler değil sadece isimler unutulur Bu değişmez kanunu, bir gerçeği hayatın Gönlünüzde var olan sevgiyi tek yaşatın
Günün sonu akşamdır ve akşam hüzün biraz Sokaklarda bir rüzgar unutmayı uyutmaz Fotoğraflar içinde gülmeye özensek de Ay tutulmuş gecedir içimizde bir ülke Hazan penceresinden nice bahâra baktım Aynalar olmasaydı sizi ben sanacaktım Göz değmemiş gözeler gibi hep berrak olsun Yüreğiniz sevgiyle göklerde bayrak olsun
“Siz”ler mi kimlerdiniz, kelime bulamam ki “Siz”ler ben olmadıkça bunu anlatamam ki Sayınız yüzlerceydi farklı farklı adınız Özge bir varlıktınız bir’diniz “insan”dınız Bu öyle bir pınar ki içtikçe susuyorum Gönlümün sesidir bu ben artık susuyorum Yolunuz açık olsun iki cihanda gülün Kokusu daim olsun yüreğinizdeki gülün.
Hâmiş
Aşkın denizlerinde hiç böyle boğulmadım Ben en güzel yılları bu bahçede yaşadım Bir damla su verdiysem, çiçeklerden muradım İki tarih, bir çizgi, soğuk bir taşa adım Yazılır, silinerek yeryüzü defterinden Duyulursa dağlardan geçen bir kuş sesinden Sadece bir “Fatiha” beklerim rüzgârlara Salınmış, gönderilmiş, o özge çiçeklerden...
Bu Akşam
Bu akşam sularla gözlerime dol Uzak vadilerden akma bu akşam İster gerçek olsun isterse hayal Elini elimden çekme bu akşam
Bir deniz kıyısı ela gözlerin Gurbette andığım sıla gözlerin Benziyor sonsuz bir yola gözlerin Benden başkasına bakma bu akşam
Otur başucuma konuş benimle Rüzgarın sesinden şarkılar dinle Bir dünya kurmuşum yalnız seninle Küsüp de başıma yıkma bu akşam
Gül tutmaya layık ellerin senin Güzel sözle süslü dillerin senin Benim de mekanım illerin senin Ateşe verip de yakma bu akşam.
Çağırma Beni
Ben kendi yolumda dönüşsüz yolcu Dönemem dönemem çağırma beni Ne ilk gidenim ben ne de sonuncu Dönemem dönemem çağırma beni
Başka bir yerdeyim senden çok uzak Mazinin ipini elinden bırak Zor değil geçmişi silmek unutmak Dönemem dönemem çağırma beni
Eski bir albümde yırtık bir resim Ben ona tutkundum oydu hevesim Arama boş yere sorma nerdesin Dönemem dönemem çağırma beni.
Eylül Yorgunu
Rüzgar mı getirdi yoktu az önce Dağlardan yürüyen suskun akşamı Akşam ki, etrafı sarıp örtünce Eritir ufukta donuk zamana
Vicdanım dünlerden gel yap sorgunu Kafeste kuş gönlüm/eylül yorgunu
Resimler çizilir gözleri yaşlı Silinir bulutlar göğe değince Sevinç bir içimde, hüzün on başlı Kanatır yüreği yere eğince
Dağlarda çimenler yağmur vurgunu Yürümez topraklar/ eylül yorgunu
Haykırış küçülür varmaz kulağa Gönül seslerini duyan mı olur Bakışla da gidemezken uzağa Yıldızı geceden sayan mı olur
Muştular yağmursuz bulut durgunu Gecede esen yel/ eylül yorgunu
Sessizlik hükümdar gece tahtında Adımlar kısaldı, tutuk nefesler Bir sarı yaprak var umut bahtında Girmiş damarına endişe eser
Yalnızlık, gün senin çevir burgunu Şiirler, şarkılar /eylül yorgunu
Eylül mü sen misin büken boynumu Uçuşan yapraklar,göçen kuşlar mı Sildirmez gözümden ömür sonumu Ey bahar bir daha çağın başlar mı
Yalan baharların gönlüm dargını Kavuşmak ümidi... Eylül yorgunu.
Gel Deseydin
Kalbimi yıllır yılı yakan sevda ateşi Söner, güle dönerdi eğer sen dileseydin Tükenirdi ömrümün bu sonsuz bekleyişi Bana gönül sesinden bir kere gel deseydin
Ayaklarında deniz, yakanda gül olurdum Sana senin yanında istesen kul olurdum Razıydım yaksan bile, yolunda kül olurdum Bana gönül sesinden bir kere gel deseydin.
Gözlerimin Önünde
Gözlerimin önünde astilar gözlerini Bir rüzgar vurgunuydu deniz olan saçlarin Tutup kor bir atese bastilar gözlerini Bir yanginin külüdür bende kalan gözlerin
Gözlerini gözümden aldigin günden beri Gitti bütün sevincim daha dönmedi geri
Gözlerimin önünde tuttular ellerini Avuçlarimda soldu tomurcuk vermis güller Bileklerimden kesim attilar ellerini Yalan söyledi bin kez dudagimda gülüsler
Ellerini rüyamdan çaldigin günden beri Basladi sonsuzluga hüzünlerin seferi
Gözlerimin önünde aldilar yüregini Yüreginde yüregim yagmura tutulmustu Yollara parça parça böldüler yüregini Bir gönül bir gönülde yitmis unutulmustu
Ben gönlünde gönülsüz kaldigim günden beri Kaybolan sevdalarin bulunamadi yeri
Gözlerimin önünde daragaci kurdular Nasil acimadilar seni bensis astilar Beni bir tatli gülüs, bir çift sözle vurdular Yarama merhem diye denizleri bastilar
Seni sonsuzluklarda buldugum günden beri Benim yüzümden sizar tüm denizlerin teri.
Kardelenler Baharı
İlkyazı bir muştuyla haber veren onlarmış Kardelenler baharı göremeden ölürmüş
Gülüşüyle gülermiş gökyüzünde tüm kuşlar Yüreği kar altından güneşleri solurmuş
Sımsıcak nefesinden etrafına yayılan Damlalar yıllar sonra denizleri bulurmuş
Dağların eteğinde başlayıp süren masal Bir rüzgara tutunup her gece savrulurmuş
Sızılı bir sevdaymış ufukta gül gülüşü Baharla doğan günde ansızın kaybolurmuş
Ardından nerde diye ne bir soran olurmuş Kardelenler meçhulde bir gönle gömülürmüş.
Seven Bir Yâr Say Beni
Öyle bir efsun sundu gözlerin gözlerime Anladım yıllar yılı aradığım sensin yâr Ay doğdu çalkalandı bir coştu ki denizler Bilinmez ülkelerden ülkeme gelensin yâr Kaybolan sevgilerin rastladım izlerine Sen gönülde gönüllü kalmayı bilensin yâr...
Bakışına sığındim çağır beni al beni Yangınlar ortasında kalmışım kurtar beni Bitsin artık bu melâl seven bir yâr say beni Bu izbe gecelerin girdabı yutar beni Sensizlik ülkesinde hayatın yok albeni Ruhum zindanda iken neylesin saray beni
Adını dua ettim her an sensin dilimde Bulut ol, yağmur ol, bir sel ol, götür beni Hüthütün Kaf dağına ulaştığı bir zaman Senlikte kaybolayım bitir bendeki beni Bir kere olsun yeter dön de bir 'sevgilim' de Sonra yitir istersen yangında duman duman
İçimdeki hıçkırık yanık bir ney sesidir Ne bir anlayan olur, ne de bir kimse duyâr Ben çile denizine yelken açmış giderken Düşüp sularda yiten huzurun gölgesidir Duymazsın yüreğimi yollarına sererken Ses ver artık sesime, nerdesin sevgili Yâr?
Dağlarda uğuldayan rüzgârlarda sesin var Her çiçekte bir renksin, kokusun, güzelsin yâr Sevdandır hep coşturan, koşturan diyâr diyâr Bu aşkı derya almaz okyanuslar gelir dar Bu sevgi çağlayanı ancak gönüle sığar Varlığında yok oldum, beni sende dirilt Yâr..

Yazar Şair: HASAN AKÇAY
Kitap istek adresleri : kitapadres kitaphayat kitap
Yayınlar:
Kitapları 1. Eylül Yorgunu, Mina Yay., Erz., 1991 2. Gül Şafaklı Bir Özlem, Birey Yay., İst., 2000 3. Ö ğretin Bana (Çocuk Şiiri) Yeni Asya Yay. İst.,2001 4. Şiir Biraz Çok Hüzün, Erguvan Yay., İst., 2008
Şiirlerin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Değiştirilip kullanılması yasaktır.
|